Sunusi Fazil's profileS:N:S:Y // CİDDİYET günl...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    18 November

    aşk ne zaman biter?

     
    AŞK NE ZAMAN BİTER ?
     
    Bu yazı tamamı ile gerçektir. Sabırla sonuna kadar okuduktan sonra gözlerinizi kapayıp üzerinde birkaç dakika düşünmenizi tavsiye ederim. Özellikle çağımızda, her kıymetin gittikçe ucuzladığı bu zaman diliminde, gerçek aşkın ne olabileceğini anlamamıza daha iyi yardımcı olabilir. Zira burada aktardığımız yaşanmışlık kesinlikle bizler için yaşanmıştır. En azından bugün burada birbirimize anlatabilmemiz ve üzerinde düşünebilmemiz için.
    ***

    Karısını çok seviyordu.

    Nasıl sevmesin; yıllarca aynı yastığa baş koymuşlar, beraber büyük sevinçler ve büyük hüzünler yaşamışlardı. Karısı çok güçlü bir kadındı. Kocasına her zaman destek olmuş ve en büyük felaketleri beraber karşılarken bir kere bile şikayet etmemişti.

    Evlenmeleri de bir garip olmuştu. O zamanlar yaşıtı bir kıza gönlünü kaptırmıştı genç adam, ama çok fakirdi bir türlü istetemiyordu. Aslında kızın da onda gönlü vardı, hatta kızın babası onu pek severdi. Ah şu fakirlik yok mu, hatta sahipsizlik..!

    Her zaman gülen gözleriyle şimdiki hali, çocukluğunun felaketlerini taşıyan bir adamın haline hiç benzemiyordu. Gerçek bir felaketti çocukluğu. Babasını hiç görmemişti, annesini ise en ihtiyacı olduğu zamanda kaybetmişti. Henüz 6 yaşındaydı dedesinin yanına taşındığında, çok geçmeden onu da yitirdi ve 8 yaşında yapayalnız kaldı. Kendisi gibi fakir olan amcası acıyarak yanına aldı ve yetiştirdi, büyüttü. Hayat bütün sevdiklerini elinden almış ve ona ölene kadar sırtında taşıyacağı bir gariplik elbisesi giydirmişti adeta.
     
    Sevdiği kız başkasıyla evlenince yine yutkundu, hep yaptığı gibi, Tıpkı küçükken şefkat özlemiyle annesizliğini hissettiğinde ya da birisi o çok sevilen babasından saygıyla bahsettiğinde olduğu gibi. Yine acı acı yutkundu.
     
    Ama pek yakışıklıydı. Nereye gitse kızlar göz ucuyla süzerlerdi hep onu. O ise pek umursamazdı, ekmeğinin peşinde idi. O gün de pek umursamamıştı! Yani müstakbel karısı ona evlenme teklifi ettiğinde, şöyle bir baktı düşünmeden, halimi biliyorsun der gibi. Ve kabul etti. etraf ne der diye aldırmadan.  Çok da çabuk evlenmişlerdi.. Gürültüsüz patırtısız.

    Karısını çok seviyordu.
    Evlendiklerinde güzel bir işi vardı, üstelik karısı da varlıklıydı. Birkaç sene içinde, bir nebze uzaklaşabildiği talihsizlikler olanca acımasızlıklarıyla geri döndüler. İlk çocukları erkekti, ilk ölen de o oldu. Fakirlik, garibanlık evlendiği kadının da yakasına yapışmıştı, bulaşıcı bir hastalık gibi kemirmişti onları. Tek tek kaybettiler evlatlarını.
    Karısı bir kere bile şikayet etmedi halinden. felaketler geldikçe daha sıkı sarıldılar birbirlerine.
     
    Ve ambargo yüzünden bütün şehri saran o büyük kıtlıkta kaybetti karısını, bir sabah güneş cansız bedenine doğdu hayat arkadaşının. En son, amcasını kaybettiğinde teselli olmuştu hanımı kendisine, şimdi ise teselli eden bir küçük kızcağız... Gün gösteremediği hanımının açlıktan hafiflemiş cansız bedeni kucağında, gözyaşlarıyla evin kapısından dışarı çıkıp ufka bakmıştı. Evlerin arkasında heybetli tepeler gözüküyordu olanca ihtişamıyla. Dişlerini sıktı. O an tutamadı kendini ve ilk kez seslendi tepelere hıçkırmaktan ve yutkunmaktan yorulmuş haliyle "Şu başıma gelenleri sana yükleselerdi paramparça olurdun..!"
     
    Aşkını bir çiçek gibi gömdü toprağa. Ve küçük kızla uzaklaştılar oradan ve o şehirden, ağlayıp birbirlerine sarılarak.
    ***
    Aradan yıllar geçmiş ve dostlarının ısrarlarına dayanamamış tekrar evlenmişti işte.
    Yeni bir şehirde yeni bir hayat...
    Küçük evinde, kendisinden oldukça genç, yeni hanımıyla yaşıyordu. Mutlulardı. Etraflarında hep sevdikleri vardı, sadece sevdikleri. Hayat eskisi kadar acımasız değildi sanki!.. 
     
    ***
    İşte yine bir gün, öğleden sonra, yakıcı güneşten bunalmış bir vaziyette evine çekilmiş dinleniyordu. Karısının kucağına başını koyarak uzanmış birbirlerinin sessizliklerini dinliyorlardı. Onu tekrar (ya da daha önce rastlamadığı) mutlu günlerine döndüren karısının elleri saçlarında geziniyor, huzur içine işliyordu. Derken kapı çaldı, bir anda irkildi.. Kapı değişik vurulmuştu ve bunun onu ne kadar ürküttüğünü karısı da sezmişti; kocası ellerinin altında titremişti bir an.. Ve dışarıdan gelen "Girebilir miyim?" sorusuyla rengi sapsarı oldu. Artık yaşlı bir adamdı, ama çevik bir hareketle doğrulurken, gözlerinin yaşlanmış olduğu da karısının gözünden kaçmadı.
     
    İçeri girmek isteyen, eski karısının, sesi de ona çok benzeyen yeğeniydi. Uzun zamandır görmemişti onu.. Kapıyı çalış tarzı ve izin isteyen sesiyle bir anda 20 yıl geriye gitti. Zeki karısı bu gidişi farketmişti.. Kocasının eski hanımını bilir ve hep kıskanırdı gerçi, ama şahit olduğu bu olayla pes etti. Ve onu kıskanmaya bile hakkı olmadığına hükmetti. Kocasının kendisini ne kadar sevdiğini biliyordu, ağzından tek bir kötü söz çıkmamış ve evliliği boyunca karısına hep gülümseyen gözlerle bakmıştı, ama şu anda bu gözlerden akan yaşlar ölmeyen büyük bir aşkın ve kesin bir mağlubiyetin işaretiydi!..
    Sadece bir kapı sesi..
    Sadece bir ahşap kapının geri çağırdığı hatıralar..
    Bir kapı sesi 20 sene sonra bir adamı bu şekilde titretebilir miydi? Ağlatabilir miydi?
     
    Ve genç kadın artık bu aşkla yarışmamaya karar verdi..
     
    ***
     Belki sizler de bir benzerini yaşamışsınız ve şu cümlenin bir benzerini kurmuşsunuzdur:
    "Rüyamda öldüğünü gördüm; telaşla ağlayarak uyandım ve bir rüya olduğu için buna şükrettim... Sonra kendime geldim... Aslında sen çoktan ölmüştün... ve üstelik ben buna çoktan alışmıştım!.."

    Hani bir an titrersiniz ve sonra hatırlarsınız, meğerse alışmışsınız. Eski şiddetli susuzluğunuzu hatırlayıp şişeyi ararsınız, aslında suya kanmış olduğunuzu unutup!
    Siz böyle bir aşk yaşadınız mı, demek istediğimi anlayabiliyor musunuz bilemiyorum ama,
    Bu aşığı tanıyorsunuz değil mi?
     
    Tabi ki tanıyorsunuz!..

    O, sizin Peygamberiniz, Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Vesellem. 
     
    Çektiğiniz her nevi sıkıntının kat kat fazlasını çekmiş olan nebi.
    Mübarek başına pislikler saçılan, taşlara tutulan, açlığını gizlemek için karnına taş bağlayan, çarşıda pazarda kendine himaye arayan nebi.
    Vahiy geldiği zaman korkusundan ne yapacağını bilemeden evine koşup, korkusunun şiddetiyle acziyet  ve çaresizlik içinde bir battaniyeye sarılıp titreyerek kendini saklamaya çalışan.
    "Ey örtüsüne bürünmüş de yatan..." ayetine muhattap.
    ümmet olarak bütün yükümüzü, acılarımızı ve sorumluluğu sırtlamış, bizden vazgeçmeyen nebi.

    ***

    * "Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, müminlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir." (Tevbe 128)
     
     ***
    Bu yazıyı aşk da bir gün biter diyen çok bilmişler için yazdım.. Bizler maşuğa ikram ettiğimiz aşkın kaynağını Rahman olarak görür ve biliriz. Fani olana, olmayandan ikram ederiz.

    Kaynağı berbad olanın istikbali de berbad olur.

    Gerçek aşk zaten bitmeyendir.

    Sunusi Fazıl ONAY

    Sunusy@hotmail.com

    Comments (12)

    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

    To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


    Don't have a Windows Live ID? Sign up

    selam  gardaş  yazını okumadım  ama  benim    görüşüm  aşk   ilk görüşle başlar  veeeee ilk tekme ile biter   iyi günler
    18 June
    Savaş AŞIKwrote:
    Beğendiğin için teşekkür ederim. Bu yazı senin eserin. Baktım sen işlerinden sebep İngilizcesini yapmayacaksın. Ben de " Ben de bunu İngilizce'ye çeviririm. " dedim ve koyuldum işe. Elimden geldiğince İngilizcenin bildiğim kadarıyla çevirmeye çalıştım. Başarılı olabildiysem ne âlâ. Saygılarımla...
    30 Nov.
    Picture of Anonymous
    ABailarMiGente wrote:
    HEY SUNUSY!!!
    So I see I haven't been the only one busy...
    but now i can say i'm really back... my work at school ended...
    I miss ya bro... it has been far too long since we last talked!!!
    looking foward to hear from you again...
    cya
    take care
    Ricardo, Portugal
    7 Dec.
    Picture of Anonymous
    abkhasian wrote:
    Dear Megabrad,
    As a matter of fact, this is another subject of this case..
    The christianity, and especially the jewish schollars were knowing the truth, and were waiting for te coming prophet. When it came as an arab, jewish schollars disappointed very much and denied him.
    If you observe the historical cases of Mohammad's life, you will see the name of two priests: Bahira and Nastura, this two "real" christian priests have seen Mohammad before. First, when he was just a kid, Bahira saw him, and asked to his uncle who he was. When Mohammad's uncle said he was his son, Bahira stopped him and said: No, you are lying, he is not your son. He was supposed to be a orphan.. Anyway do not go to the near to jews with him. They will recognize him like me, and try to kill..
    After 15 years the student of Bahira, Nastura saw him. And asked to the servant.. Mohammad was a young trader at that era. When servant told him the truth. Nastura said: you dont know what you have, he will declared as prophet, he is just the man who is written in our books.

    when christians recognized him, they became muslim, when jews recognize him, they tried to kill him.. Because they know the truth very well.. but they were not expecting an arab prophet on them (this was totaly against to their racist acknowldege)... Being so hostile to muslims for jews, made christians stop to trying understand them.. Because Jewish schollars were the teachers of christian priests as having a prior scolastic philosphy..
    They turned bible to a memories of Jesus (moreover memories of the third man.. the saints)
    The sentence belongs to jesus or saints became the holly sentences of bible like the god's ones.
    And an other thing is:
    Koran says Allah never ordered them to live like this (priests life) they did it by their own, they loaded this to their nefs, at least they could achieve as well...

    Near future, the idea (of schollars of islam) is, christians will be united with muslims against to jews or anything, I do not know if I have time to see this, but I wonder, how come? I think they will not try to clean bible from the priests words. They will just accept the Koran, which is coming from the same source and contains the truth of whole torah and bble.

    Do you know? If Koran tells something will happen, first jews take the disposition.. Because they know our book more better than us, and they noticed the reality. Like Satan knows the truth more better than all of us :)

    stay cool
    sunusy
    6 Dec.
    Picture of Anonymous
    MEGABRAD wrote:
    Sunusy,

    Thanks for being patient. I hope you don't mind that I write here (instead of the other place below). I have a little time today, and would like to continue.

    I think I understand your answer. What you are saying is, since the Koran says, "look to your books to recognise him, do not hide the truth", (meaning, look in the Bible and you will see it says Mohammed will come as a prophet), that since there is no reference to Mohammed in the Bible, it must be corrupted, or incomplete. Is this what you mean?
    5 Dec.
    Picture of Anonymous
    Savas_asikhotmailcom1 wrote:
    Abi ne diyeceğimi bilemiyorum. Aslında bu kelimeler, bu cümleler dediğin gibi çok bilmişlere ve Peygamberimizi barbar görenleredir. Herkes aşkı geçici bir macera gibi görürler. Yani aşkın adını kirletirler bu tanımlarıyla ve bu görüşleriyle. Peygamber Efendimiz(S.A.V) yine evlatlarına ders verir hayatıyla. Tabii bunu da anlayanlar bilir. Kim bilir belki de bunları bir çok kişi yaşamıştır. Ama şu bir gerçek. Kimse Peygamber efendimiz ve sevgili eşi Hatice anamız gibi çekmemiş ve birlik olmamıştır. Bu sözleri bu cümleleri senin adına bir de ben göstereceğim tüm dünyaya. Allah'a emanet ol. Bye...
    5 Dec.
    Picture of Anonymous
    medissia21 wrote:
    hey thanks for stopping by my space! yes this test is funny and i think i can recognize myself well in Spain ( i live not far from the spanish border ) and Thailand ( been there and love this country ) ;)
    have you tried the geografical games?
    take care
    Laetitia
    28 Nov.
    Picture of Anonymous
    maryb79 wrote:
    yeah, too bad we didn´t have the chance to talk for a while...
    we´´ll sometime, soon actually since i am getting out of school next week...cool eh?
    ok take care.
    :)
    25 Nov.
    Picture of Anonymous
    ABailarMiGente wrote:
    HEY SUNUSY!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
    Just came by to say hi!!
    i'm in school right now...
    i'll be back in the afternoon to catch up...
    'till then
    stay cool
    take care bro
    inté
    Ricardo, Portugal
    24 Nov.
    Picture of Anonymous
    SophisticRuss69 wrote:
    Hello Again,

    I understand your concerns and appreciate the fact that mass populist movements can be associated with the installments of totalitarian regimes. However, in a context limited to American history, the results of populalist movements do not carry the same baggage that they do in Europe and Asia. Populalism has been associated with democratic and socialist reforms in America, for the most part. I am not implying that American citizens are superior in any sense to their counterparts in Asia and Europe. However, for some reason, extremist elements in America never seem to gather any strong support that would lead to their ability to drastically change the American social landscape.

    In this particular case the American Populalist Party is somewhat post-ideological in the respect that it does not take sides on particular public policy initiatives or proposals that are unrelated to the reform of American politics, so to create a democracy in America that involves the participatory deliberative engagement of the American public when it comes to the formation of public policy and politics. The current system has resulted in a condition where the elites in American society hold a drastically disproportionate amount of influence when it comes to American public policy. If the ordinary American where to have a greater involvement in policy formation, then American troops would presently be redeploying from Iraq. Public sentiment is very strongly opposed to the current occupation and colonialization of Iraq. Therefore, I say, let the people have their way, and end this ghastly affair in Iraq.

    Regards,
    Russell
    20 Nov.
    Picture of Anonymous
    abkhasian wrote:
    do oyu know, I want to translate it very much, but it is too hard too translate.. I wrote it yesterday suddenly, it is liric.. about love..
    it is a real story who lost his wife, and remember with a case after 25 years..
    "I wake up as very scared because of a nightmare, you had been dead.. I wake up with screams.. And thanked God, it was just a nightmare.. Then I noticed that you were already dead and I already use to live with it about years and years"

    This lover was our prophet Mohammad (s.A.W.)
    our main point is "Real love is unfinishable, has not got an end"

    thanks for your kisses, you are great and welcome to my messenger :)

    stay cool
    sunusy
    19 Nov.
    Picture of Anonymous
    maryb79 wrote:
    ok i am trying to translate this since i wanna know what´s going on here in this blog, but i am not able to do that...
    i can´t find any translation service online! and free! see i don´t have money to pay for translations online...so i guess i could use a little help...
    thanks!!
    if not oh well...blog in english more often...
    Kisses from Colombia.
    and oh yeah i added you to my msn messenger list, hope that´s all right!!
    hehe...
    :)...Much Love.
    18 Nov.

    Trackbacks

    The trackback URL for this entry is:
    http://sunusy.spaces.live.com/blog/cns!41C3FF5B82A294FD!648.trak
    Weblogs that reference this entry
    • None