Sunusi Fazil's profileS:N:S:Y // CİDDİYET günl...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
February 14 Danıştayın Kararı ve Çanakkale - Yemen ilişkisiDanıştayın Kararı ve Çanakkale - Yemen İlişkisi
Danıştayın kararını biliyorsunuz, kamu personelini devlet malı yapan bir karara imza attılar. 3'e karşı 1 oyla alınan kararla, kamu personelinin özel hayatlarına da müdahale etme haklarının olduğunu yasalaştırdılar. YÖK başkanı Teziç bu kararı yorumlarken, öğretmenlerin dışarıda türban takmalarının öğrencilere kötü örnek olduğunu savundu. Fakat bu karar öğretmenlerin okul dışında meyhaneye, kerhaneye ve kumarhaneye gitmelerine engel değil. Zina yapmalarına, gayri meşru ilişkiye girmelerine, kürtaj olmalarına, eşcinsel olmalarına da engel değil. Daha birçok şeye engel değil. Yani Teziç ve danıştay üyelerinin görüşüne göre "Allah'ın emmirlerini uygulamak" çocuklarımıza "kötü örnek" oluyor.
Anayasa Mahkemesi Başkanı eğer dışarıda türban takarsa devlet sarsılırmış.
Peki, Başbakan ve millet meclisi başkanının hanımları takınca devlet sarsılmıyor mu?
Tabi ki sarsılıyor.
Peki, bu konuda birşey yapıyorlar mı?
Hayır, yapmıyorlar, yapamazlar. Başbakana laf edemezler. Yoksa başbakan onlara "siz fazla oldunuz, lan!" der ve defterlerini dürer.
Yani bu danıştay üyeleri hukukun eşitliği ilkesine göre ayrımcılık mı yapıyorlar?
Evet, güçleri sadece sokaktaki kadıncağızların başörtülerine yetiyor.
Bu zihniyetteki insanlar elbette bu dünyada ve öbür dünyada cezalandırılacaktır, buna şahid olacağız, merak eden etmesin.
Gelelim bu konunun Çanakkale ve Yemen ilişkisine:
Bugün ülkemizin adalet kadroları ve kamu alanlarında iş gören ve devleti temsil eden binlerce insan, cumhuriyetin ilanından sonra yetiştirilmiş inançsızlardan ya da onların çocuklarından "olmalar"dır. Yaklaşık 1 asır evvel Çanakkale ve Yemen'de verilen 600.000'i aşkın pırlantanın, inançlı koçyiğitlerin yetimlerinin köy enstütülerinde, halkevlerinde devşirilip inançsız ve ülküsüz bırakılması sonucu işte bugün kendi örfüne, kendi halkına ve kendi dinine düşman bir nesil, bugün ülkedeki bir çok kadroda görev yapmaktadır. Din, diyanet işleri ile uğraşan kadroları bile sadece parayla namaz kıldırma memurluğu yapıp, kendi dinlerinin gerçeklerini insanlarına ifşa gayretinden acizdirler. Cuma hutbelerinde okunan "ağaçları koruyalım, yerlere tükürmeyelim"dir bunların din anlayaşı!
Eğer bu savaşlarda Anadolu kendi evladını bu türlü bir yıkımla kaybetmeseydi, bugün bu sol tandanslı din düşmanları bu cesareti kendilerinde bulamayacaklardı. 600.000'i aşkın şerefli şehidin herbiri 1 asır önce bir aile kurabilseydi bugün en azından 20 milyon insanımız bu kararı protesto için sokaklara dökülür ve bu kadroları tükürükleri ile boğardı.
İşte Çanakkale ve Yemen'e ben bu yüzden üzülüyorum...
Bir Türk evladı olarak, bugün için kendi ülkelerini savunmasız bırakan ve toprakta kemikleri sızlayan şehitler için üzülüyorum.
Sunusi F. ONAY
TrackbacksThe trackback URL for this entry is: http://sunusy.spaces.live.com/blog/cns!41C3FF5B82A294FD!750.trak Weblogs that reference this entry
|
|
|