Sunusi Fazil's profileS:N:S:Y // CİDDİYET günl...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    08 June

    Cahil olmak, gazeteci olmanın kuralı mı?

    Bu yazıya aslında bir dinozora cevap başlığını koyacaktım, ama o kadar da ilerletmeyelim. Bir gazeteci İdris Akyüz'e cavap olarak gönderdiğim bir metin. Tarihe not düşmesi açısından buraya alıntılıyorum:
     

    İdris bey,

    Dünyada milyarlarca insan var, dolayısıyla belki milyarlarca farklı görüş var. Herkesin aynı görüşte olması beklenemez, bazen aynı ideolojiye mensup insanlarda bile görülüyor bu ayrılıklar. Fakat bu ayrılıklar ve aykırılıklar birleşmeye engel değildir çoğu zaman. Zira doğru bir tanedir ve herkes o doğruya ulaşmayı amaçlamalıdır. Eğer böyle bir amaç yoksa, iş olsun torba dolsun diye konuşulur ya da bazı ufak çıkar hesapları böyle konuşturur insanları. 

    Siz, muhtemelen, iyi okullarda tahsil görüp yetiştiniz. Durmadınız, okudunuz, öğrendiniz ve kim bilir kaç zamandan beri yazıyorsunuz. Yani fikirlerinizi başkalarına aktarıyorsunuz. Bu sorumluluktur. 

    Fakat gelin görün ki, son yazınızdan akan cehalet benim gibi 29 yaşında vatanını milletini ve dinini sahip olduğu diğer şeylerden daha çok seven bir Türk gencini bile çileden çıkardı. Yaşım genç, dolayısıyla sizin kadar çok bilmem değil mi? Doğrularım kısıtlı ve yanlışlarım fazladır değil mi? Neyse ki yazar değilim, böyle bir sorumluluğum yok. Sizi kıyasıya eleştirmek için bu yazıyı yazıyor ve değerli vaktimi harcamadığımı düşünüyorum. 

    Gelelim yazınıza: 

    Ahmed Necdet Sezer'in ilk isminin Ahmet olması bir ironidir. Doğrudur, buna ben de inanıyorum. Hamddan yani ibadetten (şükür ancak ibadetle olur) böylesine uzak bir insanın isminin Ahmed olması gerçek bir ironidir. Siz şimdi hemen beylik lafınızı edip "nerden biliyorsun, ibadet gizlidir" ya da "sana ne adamın ibadetinden" diyeceksiniz. Bu da, konu hakkındaki cehaletinizden kaynaklanır. Zira farz ibadet gizlenmez, herkese bir nasihat olsun diyerek ilan edilerek yapılır. Ramazan ayında bir kişinin bir ikramı "ben oruçluyum" diye "çıkışarak" reddetmesi müstehaptır, fakat eğer nafile ibadet olarak oruçluysa ve çok ısrar varsa ikramı geri çevirmez, gerekirse orucunu bozar ama aşikar etmez. Bizimkisi şampanyayı yudumluyordu ramazanda hatırlarsanız.  

    İkinci olay ise onun ibadetinin tarafımızdan sorgulanıyor oluşu. Evet, bu da önemlidir. Kişilerin "emir"lerini Allah'ın düzenlediği kaidelere uyan kişilerden seçmesi onların iyiliğinedir. Bu da bize rabbimizin tavsiyesidir ve biz de buna sonuna kadar bakar araştırırız. Tıpkı evlenirken eşimizi seçme kriterlerimiz olduğu gibi, reis seçme kriterlerimiz de vardır, bu size garip gelmesin. Tıpkı amerikada olduğu gibi, orada kiliseye gitmeyen biri başkan seçilemez. 

    Bu konuda cahil oluşunuz o kadar önemli değil de, asıl anlayamadığım şey, Ahmet Necdet Sezer denilen insan evladının eleştirilmesine tahammülsüzlüğünüz, bu hayretime mucip bir olaydır. Yahu, bu zat, tanrı mıdır ki? Kaldı ki biz ne padişahları eleştirmişiz..! Laikçiler benim peygamberimi bile eleştiriyor da sesiniz çıkmıyor, ne oluyor da bu kadar anti demokrat oluyorsunuz birden bire. Ben cumhuriyetimi sevdiğim için eleştiriyorum ve bu konuda eğer mailimi savcılığa gönderirseniz hapis yatmaya da razıyım. Bu ülkenin bekası için eleştirilemeyecek kimse yoktur, Atatürk dahil. Bu vatan kimsenin babasının malı değildir. Evladın babadan çok iş yapması ve babasından üstün hizmet vermesi de bir Türk töresidir. 83 sene evvel yapılan yapıldı en üstün şudur başkası da çıkmaz demek irticadır, taassuptur. Sizin gibilere kim savaş açar biliyor musunuz? Evet, biliyorsunuz. Biliyorsunuz da söylemeye korkuyorsunuz. Atatürk’ün “Ben ölünce bu millet benim hakkımda ne der?” sorusunun cevabını biliyorsunuzdur, okumuşsunuzdur herhalde “iyi adamdı ama eğer etrafında bu puşt pezevenk takımı olmasaydı çok daha büyük işler yapardı, derler” diyişini hatırladınız mı atamın?  

    Hadi bu konuyu da geçelim;

    Tayyip’i eleştirmelerine de laf söylemişsiniz. Enteresan. Danıştaydaki cinayet hakkında orada sarfedilen cümleler ise yüzde yüz doğrudur. Bırak faşist danıştayı, BABAM ÖLSE ben bu davadan vazgeçmem. Azıcık anlayabiliyor musunuz mantaliteyi.

    Sevmediğim bir adam öbür tarafa gitti diye yas tutacak değilim. Ama üzgünüm çünkü, ülkemi karıştırmaya çalışıyorlar. Satılık köpeklerin nasıl manşetler attığını hatırlıyorsunuz değil mi: “Tekbir Getirdi!” “Katilin Anası da Türbanlı”… ila… Bakın ben tek bir şey söylüyorum bunları okuduğumda “Allah, belanızı versin” tek bir cümle, inanıyorum ki benimle beraber milyonlarca insan da aynı şeyi söylüyor. İşte bu kadar beddua alıyor bunlar. Hiç din dersi vermeye çalışmayın bana, yazınızda yapmışsınız ve onmaz, iflah olmaz cehaletinizle elinize yüzünüze bulaştırmışsınız. Müslüman eliyle, o da olmazsa diliyle, ona da gücü yetmezse kalbiyle cihad eder. Evet böyle konularda buğz etmek vaciptir.   

    Din dersi mi dedik;

    Müslüman hakir görmezmiş! Sizden öğrendik bunu! Eğer inananlardansanız üstün olan sizsiniz ayetine muhalif bu cümlenizi ben kaale almadım da, sizi aydınlatayım istedim. Bu aşağılık böcekleri hakir görüyoruz. Türbanı yasaklayan dinsizleri hakir görüyoruz. Onların cehenneme layık olduklarını düşünüyoruz. Açık gezen gezer, günahı kendisinedir, ama kapalıyı açmaya çalışan deyyusu hakir görüyoruz. Bizler sarhoşları, günahkarları asla kerih görmeyiz, haşa.. biz sadece Allah ve ayet düşmanlarını kerih görüyoruz. Bu da bize farzdır. Sizin dininiz size, bizim dinimiz bize.

    Utanmadan bir de diyorsunuz ki Müslüman öyle yapmaz böyle yapmaz, ne yapar ya? Ayet mi yasaklar? Dinsize konuşacağınıza bana konuşuyorsunuz. Dininizi bilmediğiniz için olsa gerek. Bana sakın babam hacı, annem örtülü edebiyatı yapmayın, İllallah bu babası hacılardan, annesi kapalılardan. Nuh'un oğlu da benim babam peygamberdi edebiyatı yapıyor şimdi zebanilere. Siz de bu kafa oldukça onların imanı kurtarmaz sizi. Kurtarmasın da ayrıca, yok öyle bedavadan cennete gitmek, okuyun öğrenin, uğraşın biraz... Şaka şaka, bana ne, nereye giderseniz gidin, iki tarafta da herkese yetecek kadar yer var. Yeter ki bilin, asıl vatan üstünde gezdiğiniz bu toprak değil, bilakis onun altıdır. Ve taş çatlasın 20-30 sene sonra orada olacaksınız. 

    Daha bitmedi;

    Başörtüsü sorunu var demişsiniz 20 senedir. “Neden daha önce yoktu?” diye sormuşsunuz, /nasıl bilmiyorsanız?. Bir düşünün, Allah o beyni sırf düşünün, tefekkür edin diye vermiş, korkmayın eskimez. 20 sene önce cep telefonu da yoktu, CD’de yoktu, internet de yoktu! 20 sene önce bu ülkenin dindar hanımları okumuyorlardı genelde. Lise bitince evlenip çoluk çocuk sahibi oluyorlardı. Ne zaman ki çoğaldılar, okumaya başladılar ve bazıları başörtüsü ile kendini daha güzel hissetti o zaman bu iş sorun olmaya başladı. Nasıl bütün açıklar fahişe değilse bütün kapalılar da melek değildir. Bu genellemeyi yaptırmayın adama. İlkokul 3 seviyesinde konuşmak gerekiyor laikçilere bu konuyu anlatırken. Size de anlatayım, görevim zira:

    Nasıl ki biz insanların neden camiye geldiklerini bilemeyiz ve tutup kolundan dışarı atamayız! “Yürü lan, sen buraya hava atmak için geliyorsun, abdestin bile yok senin” diyemeyiz! Siz de bu bayanların başlarını açamazsınız, efendi! Bırakın bu faşistlikleri. Yok siyasi simgeymiş? O zaman meclise kapalı girsinler oradaki herkes siyasi simge –rozet- takıyor. Geçin bu ayakları, palavraları. Siz demokrat değilsiniz, cumhuriyetçide değilsiniz, sizler laikçisiniz, yani laiklik istismarcıları, bir avuç faşist elitistsiniz. Toplam 20 senede hepiniz öleceksiniz ve demokrat evlatlarınız sayesinde bu vatan kurtulacak.

    Bitti mi, bitmedi.. Bu başörtüsü sorunu laiklikle direk alakalıdır. O bayanların başlarını kapatarak okula girmesi laikliğin teminatı altındadır.

    Bir faşist de diyor ki," büyükelçiliklerde başlarını açsınlar demedik sadece saçları biraz görünsün yeter!" Allah’tan korkmaz, utanmaz, aşağılık adamın söylediğine bakın, yani sadece saçı görünsün günaha girsin yeter. Zira saçın görünmesi bir kimlik tesbiti değildir, isterse kazıtır. “BU ÜLKEDE SAÇ BOYATMAK YASAK MI ULAN” diye bağırası geliyor insanın! İşte amaç böyle bir Allah ve dindar düşmanlığı. Artık buna alet olmayacağınızı umuyorum. Siz aslında biraz gayret etseniz gayet mantıklı düşünebilirsiniz. Zira yazınız da daha bir çok ironik unsur var, bu hatalar sanki bilerek işlenmiş gibi... sanki "ben bu kadar cahil değilim de, birilerine gol atmaya hazırlanıyorum" der gibi bir haliniz var...

    Vallahi ağabeycim ister düşünün ister düşünmeyin, Allah bu nurunu tamamlarken size fikrinizi sormayacak. Ama düşüp kaybetmek de, yükselip kazanmak da sizin elinizde. Bırakın dinozorluğu hem modern olun, hem demokrat olun, hem de laik olun (kişilerce nasıl olunuyorsa), gerisi belki gelir kendiliğinden.

    Selametle

    Sunusi Fazıl ONAY

    Comments (1)

    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

    To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


    Don't have a Windows Live ID? Sign up

    Savaş AŞIKwrote:
    Evet!.. Öyle ki artık iş liderlerle sınırlı değil, bu durum gazeteci bozuntularına kadar sıçramış. Bazı insanlar var ki görüşleri şöyle; " Müslümansan hata yapmayacaksın. " . Kardeş. Bu insanlar Peygamber mi?, Melek mi?. Bunların hata yapma şansları yok mu? Bunlar da basit bir insan değil mi? Yoook. Hayır. Onlar Müslüman. Hata yapamaz.
     
    İşte; insanar bu kadar geri kafalı. Aciz. Kendinden habersiz. Artık; özel hayat diye bir şey bırakmadılar. Amaç, insanların kirli çamaşırlarını çıkarmaya çalışmak ve bundan çıkar sağlamak. İşte, kendini laik zanneden ama faşistin ta kendisi olan bu insanlar vardır ki geçmişlerine bakıp örnek alacakları yerde, faşist güçlerin dediklerini ülkemizde uygulamaya başlıyorlar. Ne acı bir senaryo. Ancak; gün gelecek bu sözler ağızlarında tıkalı olarak kalacak. İnsanların onurlarıyla, haysiyetleriyle oynamak. Onlar dünya hayatının aldatmacalarını görecekler, ama ölüm onlar için çok elem verici olacak. Bazı insanlar da Kemalizm'i Faşizme döküyorlar. Yazık yazık. Atamın kemikleri sızlıyor bee. Sözcükler ellerimden zor dökülüyor. Çünkü; öyle bir durum ki; bu insanlarla konuşmaya çalışsak, bunlara daha çok yüz vermiş olacağız. Allah'ınızdan bulun. Saygılarımla...
     
    Savaş AŞIK
    15 Oct.

    Trackbacks

    The trackback URL for this entry is:
    http://sunusy.spaces.live.com/blog/cns!41C3FF5B82A294FD!832.trak
    Weblogs that reference this entry
    • None