Sunusi Fazil's profileS:N:S:Y // CİDDİYET günl...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    13 November

    Misyonerlik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık

    Papa Türkiye'ye geliyor.
     
    Benedictus geliyor desek daha doğru olur. Milletin baba dediğine baba demiyoruz zira değil mi? Amca diyoruz bey diyoruz ya da ismiyle hitap ediyoruz ama baba demiyoruz. Bu yüzden III. Benedictus'a da Papa demeyeceğiz. Bu yazıda kendisini, biraz da sempatik ve samimi olması açısından Beny diye çağıracağız.
     
    Beny Türkiye'ye neden gelir?
    Aslında bu çok önemli bir mesajdır. Türkiye'nin menfaati hayli fazladır. Tanıtım açısından eşsiz bir reklamdır. Bir takım mesajların daha sağlıklı iletilmesini sağlar; AB için bir nevi kabul görmek anlamını taşır. Peki ama bu menfaatlerin edinimlerini Beny ister mi? Herhalde istemez. O sadece Müslüman ve Türk düşmanı bir papazdır. Bunu o kara göz çukurlarında sinsi sinsi parlayan şeytani gözlerinde de görebilirsiniz. Bundan önceki Papa'nın o ahmakça hali yok bunda, Beny kesinlikle kurnaz bir şeytan.
     
    Nefret ettiği ortodoksların dini önderini de ziyaret edecektir herhalde; ne konuşacaklar acaba? ortak düşmana karşı ortak tavır mı geliştirecekler?
     
    Ne olursa olsun şu bir gerçek, protesto gösterileri olacaktır ve bu, katolik dünyasını kesinlikle etkileyecektir. Türkiye'nin tanınırlığı artacak ama Türkiye nefreti de yükselecektir. Türk halkının AB'ye aslında ne kadar yabancı olduğu ispat edilecektir. Belki sırf bu ziyarette olacaklar yüzden Türkiye AB'ye giremeyecektir (yani baş mazeret bu olacaktır). Ki bu benim çok arzu ettiğim bir şey, yani AB'nin dışında kalmak.
     
    Bir diğer önemli mesele ise Türkiye'de Beny'nin kılına bir zarar gelmesi; herhangi bir suikast teşebbüsünün vuku bulması. Gerçekleşecek böyle bir hadisenin 3. Dünya savaşının zeminini hazırlayacağından şüpheniz olmasın. Bu bunak ihtiyar sırf bu sebeple haftalarca önceden İslama hakaret edip suyu gerekli hararete getirdi zaten.
     
    Katoliklerin ruhani lideri, tanrının yeryüzündeki temsilcisi, günahları affeden, milletleri afaroz eden, tanrının dininin sahibi III. Benedictus'un İslama hakaretleri aslında pek umurumda değil. Zira en büyük hakareti Müslümanlar olarak aslında bizler yapıyoruz.
    Adamların tanrısına "insan ve sadece bir peygamber" diyerek ve buna iman ederek aslında hakaretin kralını yapıyoruz. Suçumuz büyük ve cezası ölüm olmalı, o yüzden asırlardır bu adamlar ellerinde kılıç, pırasa doğrar gibi Müslüman ve Yahudi'leri katlediyorlar.
    Ama itiraf etmeliyim ki günah çıkarmada ve vaftiz etmede çok başarılılar. Düşünebiliyor musunuz, bu dünyada Hristiyan olan zenciler, malaylar, kızılderililer ve astekler var! Hristiyanın ayak basıp da kan dökmediği bir kıta, barış götürdükleri bir toprak parçası var mı yeryüzünde? Beyaz olmayanların hristiyan olmalarını aklım almıyor, en azından 2 kuşak öncesindeki dedeleri bu papazların elinde can vermedi mi? Taşa tapacak kadar aptallaşan insanoğlunun bu dine girmesi de normal demek ki...
     
    Şimdi de size Türkçe yayınlanan misyoner bir internet sitesinde "Müslüman olmanın akıldışı olduğunu ifade eden" Hristiyanlarının sorularına  verdiğim cevapları sunuyorum. Sorular Hıristiyanlara cevaplar ise bendenize aittir:
     
    Hıristiyan'ın soruları (hesapta bu sorularla Müslüman olmak mantıksızdır, vakit kaybetmeden hıristiyan olun deniliyor)
     
    1. Kuran diyor ki; “Allah, iman eden ve iyi şeyler yapanlara söz vermiştir; onlara bağışlama ve büyük mükâfat vardır.” (5-el-MÂİDE:9).
    a. Soru: Yargı Günü kurtuluşunuz için yeterli miktarda iyi işler yapıyor musunuz?
     
    cevap: Hayır, yapmıyorum.. İleride idrakinde olup yapacağım ümidiyle yaşıyorum. İnşallah yaparım.

    b. Soru: Elinizden gelen her şeyi yapıyor ve bu adanmışlığınız sizi rahatlatıyor mu?

    cevap: Rahatlama diye birşey yok. Bu şeytanın sağ taraftan yaklaşmasıdır. Kimse rahat olamaz. Rahatım diyen kendini kandırır. Peygamber bile bilmeden işleyebilmiş olabileceği günahları için günde 70 kere tövbe ederdi.

    2. Kuran diyor ki; “Ey iman edenler! Samimi bir tövbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından (amellerinin) nûrları aydınlatıp gider de, "Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin" derler. Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihat et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne de kötüdür!” (66-et-TAHRÎM:8-9). Samimi olursanız bağışlanacağınız umulur dediğini unutmayın.

    a. Soru: Allah'ın sizi bağışlaması için yeteri kadar samimi olup olmadığınızı nereden biliyorsunuz?

    cevap: Bilmiyoruz, umuyoruz.(okuduğunuzu anlamıyor musunuz?)

    b. Soru: En çok samimi olduğunuz durumda bağışlanabileceğinizi bilmek size huzur veriyor mu?

    cevap: Ümitsizlik haramdır. İslam ümittir. Eğer Allah bütün gönderdiği kitapları boşverse ne yapardınız? Avrupa insan hakları mahkemesine mi başvururdunuz? Görevinizi yaptıktan sonra ümit edersiniz ve onun rahmetine sığınırsınız çünkü acizsiniz.

    c. Soru: Eğer Allah’a karşı pişmanlıkta yeteri kadar samimi olduğunuzu düşünüyorsanız, kendinizi kandırmadığınızdan nasıl emin olabiliyorsunuz?

    cevap: Tabi yanlış bir mantık üzerine sorularınızı kurduğunuz için hala bu tip saçma sorular geliyor peşinden, biz sadece ümit ediyoruz. "Cennete tek kişi girecek deseler o benim derim, cehenneme tek kişi girecek deseler eyvah o benim derim.." bu felsefe üzerine yaşayan bir ümit ve ümitsizliğin bu sorularla sorgulanması mantıksız. (ama bu iş zaten mantıksız- Allah'ın oğlunun olması gibi ya da islamda miraç hadisesi gibi, hatta ölülerin diriltilmesi gibi, değil mi?) 

    d. Soru: Tanrı’nın kutsallığı ve doğruluğu karşısında yeteri kadar samimi olarak durabilmek için, yüreğiniz gerçekten yeteri kadar iyi mi?

    cevap: Değil. sizin iyi mi? Haçlı seferleri ve her gittiğiniz kıtada kan dökmeniz mi iyileştirdi? 

    e. Soru: Eğer cevabınız evetse, size dürüstçe ve alçakgönüllülükle soruyorum: “Kendinizle çok fazla gururlanmıyor musunuz?”

    cevap: Bunun cevabı Kur'an'dan: "Eğer inanıyorsanız üstün olan sizsiniz."

    Bizler İslama uyarak zaten haklı bir gururu yaşıyoruz. Buna da şükrediyoruz. Akıl ve fenle izah edilebilen temellere, mucizeleri yerleştirip mantıksızlıklara teslim olmuşuz, ama Kur'an matematiktir, bunu gayet iyi bilirsiniz? Hatta o kadar iyi bilirsiniz ki neden müslüman olmadığınızı anlayamıyorum. şeytan gibi, Allah'ı gören bilen ve şeytan olarak kalan yaratık gibi... yazık.

    f. Soru: Eğer gururlanmadığınızı söylüyorsanız, hala samimiyetinizle övünüyor musunuz?

    cevap: Üstteki cevap sizi şaşırtmış olmalı.

    3. Hıristiyanlıkta İsa, günahlarımızı çarmıh üzerinde ödeyen bedendeki Tanrı’dır. “Bizler günah karşısında ölelim ve doğruluk uğruna yaşayalım diye, günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde yüklendi. O'nun yaralarıyla şifa buldunuz.” (1.Petrus 2:24). Bu yüzden, biz Hıristiyanlar O’nda güvendeyizdir ve Tanrı’yı memnun etmek için iyi işler yapmak için kaygılanmayız, çünkü lütufla ve O’na iman ile kurtulduk: “İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı'nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” (Efesliler 2:8-9) 

    cevap: Çok ayıp, bu tanrı bana niye lütfetmemiş bunu, annem babam müslüman diye mi? Bu paragrafı aklınızla bir kez daha okuyup tövbe edin bence. İsayı öldürdüğünü zannedenler de insan değil mi? ya seyreden müminlere ne demeli.. Hadi Adem ve Havvadan gelen günahları anladık, peki o anda üretilen günahların bedeli ne olacak? Tanrı katlediyorsunuz kolay değil, bunun da bir günahı olmalı!

    Bunları bırakın da, sizin sevap diye bir kaygınız olmaması enteresan hakikaten. Zaten dilinizde de öyle bir sözcük yok (sevap sözcüğünün karşılığı). Pekala, İspanya'da bebek kesip kan içtiğinizi ne çabuk unuttunuz.. Hala o tanrı sizi cennete mi alacak, bence o tanrı da cehennemde yanacak. her çağda, yahudilere, putperestlere ve müslümanlara çektirdiklerinizle ancak cehenneme asfalt yol yaptınız. Tövbe edin, müslüman olun, kurtulun.

    Yalnız bir konuyu iyi anlayın. Biz geleni Allah'tan bilir ve vesilelere inanırız. Bu yüzden kendi aramızda gururlanmayız, ama size karşı Allah indinde üstün olduğumuz muhakkak aksi takdirde buna inanmasak müslüman sayılmazdık.

    Tıpkı Allahın kuranda "ey musa biz seni seçkin kıldık" demesi gibidir bu olay. Allah inanmışları inanmayanlara karşı üstün kılar. Bu üstünlük dünyada pek belli olmayabilir. Zira önemli olan ahirettir. Hitler çok zengindi tonlarca altını vardı ama bu Allah onu çok sevdiği için mi verildi zannediyorsunuz? Firavun 100lerce yıl yaşadı çok uzun bir ömüre sahip oldu ve bu ömürde bir kez olsun başı bile ağrımadı. Ne yokluk gördü, ne de en ufak bir acı. Bu servet ve sağlık ona seçkin bir kul olduğu için mi verildi zannediyorsunuz? Üstünlük takva ile olur ve elbette inananlar inanmayanlardan üstündür, zira inanmayanlar insan ve dolayısıyla kul olmanın olmanın lezzetini ve sırrını bilemezler.

    a. Soru: Siz daha ne kadar iyilik yaparak kurtulacağınızdan bile emin değilken; neden biz Hıristiyanlar Yargı Günü’nde Mesih’teki kurtuluşumuzun garantisini Kuran’daki kurallara göre boş verelim?

    cevap: Boşvermeyin canım, şefaat haktır, peygamberler ümmetlerine şefaat ederler. Gerçi Hz İsa dua hakkını göğe çıkarılırken kullandı diyenler de var. Ama yine siz buna güvenip katliamlarınıza devam etmeyin bence. Siz öldürmek işin içine girince sınır tanımıyorsunuz. cadı avlarını hatırlayın, ne istediniz yüzbinlerce kadıncağızdan? boşuna ortodokslar müslümanları katoliklere tercih etmedi değil mi :) Ama ben yine de hatırlatayım o garantiyi size sadece kitaplar uyduran papazlarınız verdi Yüce İsa (a.s.) değil!

    4. Kutsal Kitap, Tanrı sevgidir (1.Yuhanna 4:16) ve O herkesi sever (Matta 5:43-48; Yuhanna 3:16) demektedir. Kuran asla “Tanrı sevgidir.” demez. Aslında bakarsanız, Kuran, Allah’ın inanmayanları sevmediğini söyler.

    Cevap: Buna inanabiliyor musunuz hakikaten? hem de bütün tarih kitaplarına bakarak? Hıristiyanların hıristiyan olmayanları pek sevdiğini söyleyemezsiniz herhalde, hatta siz hıristiyanlara bile işkenceler yapardınız. Acı çekerek günah çıkarmak siz de var değil mi? Haklısınız bir adamın bayılmasına bile izin vermeden derisini yüzüp, tırnaklarını söküp, kafasını koparmanız, onu sevmediğiniz anlamına gelmez. Hatta bunu sevginizden yaparsınız, cennete gitsin diye.

    a. Soru: Eğer Allah inanmayanları sevmiyorsa, Allah sevgidir diyebilir misiniz? Kaldı ki, Kuran’da da böyle bir şey yokken. 

    cevap: Allah'ın bir adı Rahmandır (bütün canlıları gözetip kollayan), diğer bir adı Rahimdir (müslümanları esirgeyen ve bağışlayan), aslında Kur'an'ı değil de sadece Esma-ül Hüsna'yı okusanız (Allah'ın 99 ismi) eğer kaderiniz de o şeref varsa müslüman olurdunuz. Allah Kur'an'da "Ben, beni anmayanlara ve şükretmeyenlere bile rızık gönderiyorum, çünkü ben Rezzak'ım" diyor. (bu da diğer ismi, rızık veren manasında).. sen, sana küfredene hediyeler alabiliyor musun?

    Bir hıristiyanın sevgiden bahsetmeye yüzü nasıl olabiliyor anlamıyorum.. Benim peygamberimi çarmıha gerselerdi ben dünyadaki bütün çarmıhları kırardım, siz bu kara lekeyi sembol yaptınız, ve yüzyıllarca suçsuz insanları o çarmıhlarda yaktınız.. Bana sevgiden bahsetmeyin. Zenciler, kötürümler, kamburlar, cüzzamlılar ve kadınlar insan değildi size göre. Kadınlara oy hakkı bile 20. yy da gerçekleşti sizde. Hatta modern Türkiye'den bile sonra... Bizim kadınlarımız halife seçiyordu islamiyetin o ilk cumhuriyet döneminde, tabi siz iftiralara inanırsınız gerçeklere değil. Kilise ve manastırlarınız bile işkencenin sembolü olmuş ne sevgisi, ne saygısı bu yahu.

    b. Soru: Eğer evet, Allah sevgidir diyorsanız, neden o zaman herkesi sevmez de sadece Müslümanları sever?

    cevap: Yeterince açıkladım ama ilave yapayım da boş kalmasın burası. Allah sevgidir diyen "saf" söylesin bakalım: Cehennem niye var o zaman? kendi kaderini yaşayan kişiyi yakmak sevgi işi mi?

    Allah Kahhardır (kahreden), biz Allah sevgidir demiyoruz, biz enayi de değiliz, sevgi kelebeği de. Allah intikam alıcıdır. Ama islam aşktır diyoruz bunu da ispatlarım, tabi dinlemeye tahammül edebilirseniz. biz de taşlara ağaçlara bile saygı esastır, ben yoldaki kedilere bile selam veririm, ama Allaha iftira eden bir hristiyana değil. Buna rağmen hristiyan komşum başımın tacıdır, o aç yatarken ben tok uyuyamam.. bunlar hikaye değil, masal değil, yaşadığımız gerçekler. İslamı gelin de yaşayanından öğrenin sokaktaki din asalaklarından değil, aksi taktirde biz de haç takan porno film yıldızlarına, uyuşturucu satıcılarına takarız... hristiyanlığı onlardan öğrenmeye kalkarız sonra :) 

    c. Soru: Eğer Allah sevgidir diyorsanız, Kutsal Kitap’ın herkesi seven Tanrısı’ndan daha mı sevgi doludur?

    cevap: Bizim Rabbimiz, Kutsal kitabınızın katledilen tanrısı kadar şirinlik muskası değildir herhalde size göre, bilmiyorum... Sizin, "Allahın oğlunu çarmıha gerdiler" yalanınız insanlığa ve Allaha en büyük hakarettir. Allah, şeytana teslim olmadı anlayabiliyor musunuz? yenilmedi de, güreşmedi de.. Doğmamış ve doğurmamış olan Allah sadece şeytana ve sizlere süre verdi. Eğerlerle farazi ifadelerle konuşmak olmaz, ama size hayret ediyorum Allah'ın oğlu olabilseydi eminim yer yüzünü bu aşağılık insanlarla değil, onlarla doldururdu, VE BİR KIZININ OLMAMASI DA ÇOK TUHAF OLURDU! (pardon, kadınların, özellikle de düşünebilenlerinin çarmıha gerilip de yakılmaları gerektiğini unuttum).

    Allah sevgi değildir, ama İslam sevgidir.. hem de öyle bir sevgi ki yavrusuna zarar vermeye kalkarsanız kafanızı kopartır. İşte sevgi budur. her ne pahasına olursa olsun korumak ve yüceltmek, gelebilecek zararları kana kanla, akıla akılla bertaraf etmek.

    5. Kutsal Kitap’ta İsa, Yuhanna 15:13’de “Hiç kimsede, insanın, dostları uğruna canını vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur.” demiştir. Hıristiyanlıkta, en büyük sevgi işi -İsa’nın bedendeki Tanrı oluşuyla, Tanrı’nın Kendisi tarafından yerine getirilmiştir (Yuhanna 1:1,14; Koloseliler 2:9). İsa O’nun Sözleri’ni yerine getiren bir kişidir. Yaşamını bizim için feda etmiştir.

    Cevap : Buna inansaydık hristiyan olurduk. Bunlar sizin uydurmalarınız. Yüce İsa hiçbir zaman tanrı olduğunu söylemedi. Hem siz söylesenize bu kitapları havariler mi yazıyor, İsa mı? yoksa Allah'ın kendisi mi? İşte Kur'an ile İncil arasındaki fark (tahrif edilmiş olan İncil'den bahsediyorum) Bizim Kitabımızı alemlerin Rabbi olan Allah yazmıştır, O'nda Hz. Cebrail (a.s)'e ve Hz Muhammed (s.a.v.)'e ait tek bir kelime bile yoktur, velev ki arkadaşlarının olsun...

    a. Soru: Kuran’ın Allah’ının yaptığı en büyük sevgi işi nedir? 

    cevap: Hz. Muhammed'i yaratmak, bir de kainatı yaratıp insanın emrine vermek. Sevecek olan kalp olmadan sevgiden bahsedilir mi? ve Cennet... En büyük sevgi işi... Cemalullah, yani sevenlerin Rablerini görebilme kudreti kazanmaları.

    Kısaca, bilinmeyi tanınmayı ve tapınılmayı istemek, bu yüzden insanı yaratmak. "Ey Habibim, sen olmasaydın kainatı yaratmazdım" Bunu size açıklamam biraz zaman alır, anlayabilmeniz için biraz eğitim almalısınız, matematik bilmeyen, dört işlem bilmeyen adama trigonometri anlatılabilir mi? Cennete girmeyi haketmediği halde bağışlamak, yaratılanı yaratandan ötürü sevmeyi emretmek en büyük sevgi işidir. Boş laflar ve olmamış hikayeler uydurmak sevgi işi değildir.

    b. Soru: Eğer İsa’nın bu sözleri doğruysa, Kuran’ın Allah’ı için böyle bir sevgi işi yaptığını söyleyecek birisi var mıdır?

    cevap: Sizi şerefim üzerine temin ederim ki Hz. İsa (a.s.)'nın her sözü doğrudur, ama bu sözler ona ait değil :) İftiralarınızı gerçek addederek de cevap verebiliyoruz ama bu ne derece sağlıklı ve mantıklı. 

    c. Soru: Bir Müslüman olarak, sizin sadece eğer Müslüman’sanız sizi seven Kuran’daki Allah inancınız için, böyle yüce bir sevgi gösteren Tanrı’nın Kendisini (Hıristiyan görüşü) boş vermemizi nasıl istersiniz?

    cevap: Hıristiyan görüşü de, islami görüşü de boşverin, bakın İseviler bizim kardeşimiz. Meryem anamız nasıl iman ediyorsa siz de öyle iman edin diyeceğim ama nasıl olsa inanmıyorsunuz. O zaman bütün bunları bırakıp İslam peygamberinin hayatını bir okuyun (islami kaynaktan) sonra da meal ve tefsirlere dalın, bakın nasıl da müslüman oluvermişsiniz, siz de şaşacaksınız. Aklın yolu bir çünkü. Tabi hidayeti Allah verir. Ben nasıl İslam olduysam sizin de bir şansınız var, imkansız değil yani.

    6. İslam, Kutsal Ruh’un Cebrail olduğunu öğretir. Kutsal Kitap’a göre de Kutsal Ruh, Hıristiyanların içinde yaşar.

    cevap: bu sözler büyük bir yanlış anlama, işte tahrifatın ispatı! Aynı şeyden bahsetmiyoruz bir kere.

    a. Soru: Eğer Cebrail Kutsal Ruh ise, bizim içimizde nasıl yaşamaktadır? 

    cevap: İçimizdeki gazdır belki de geçer.. Yalnız şu da var. Cebrail içimizde yaşıyor diye bir şey uydurmadık biz. Allah'ın yetkili bir meleğidir. Görevi vardır gelir gider, şimdilerde emekli oldu.. son peygamberden sonra yani. Asli görevi olan vahiy getirme işi artık sona erdi malumunuz.

    Ha ama içimizde bir ruh, hem de kutsal bir ruh olduğu doğru.. visaller aleminde yaratıldık, öldük ruhlar aleminde yaratıldık, öldük nefs verildi, öldük ceset giydirildi, anamızın karnında yaratıldık, öldük dünyaya doğduk, ölüp kabire doğacağız, orda ölüp mahşere doğacağız.. Azı gitti çoğu var, çok çetin hayatlarımız olacak daha, ve size şimdiden geçmiş olsun.. Bu dünyaya bu şekilde gelmeyi siz istediniz, tıpkı kabir alemine ne şekilde gitmeyi istediğiniz gibi. Dünyadaki yaşadıklarınızla kabir alemindeki hayatınızı da seçiyorsunz işte, anlamadınız mı? Burada yaşadığınız üzere öleceksiniz ve öldüğünüz üzere haşrolunacaksınız. Tıpkı ruhlar aleminde ektiğinizi bu dünyada biçmeniz gibi...

    i. "Sana emanet edilen iyi öğretileri, içimizde yaşayan Kutsal Ruh aracılığı ile koru" (2.Timoteyus 1:14).

    cevap: Kafanıza göre.. İnsan İslama göre eşrefi mahlukattır (mahlukların en şereflisi) ruhu Allah'ın nurundandır, yani kutsaldır.. Ona Adem'den itibaren verilen "Hikmet ve Beyan" da kutsaldır, anlatabiliyor muyum? Bu söz doğrudur, biz işte buna iman ederiz. Amacımız onu nefsden ve şeytandan korumak ve muhafaza içerisinde ölmek, emaneti Sahip'ine ulaştırmak.

    ii. "Tanrı'nın tapınağı olduğunuzu, Tanrı'nın Ruhununun sizde yaşadığını bilmez misiniz?" (1.Korintliler 3:16).

    cevap: Hah bu işte, demin yukarıda açıkladığım gibi. Mesih, bunu aramice söylediği zaman, onu latinceye çevirip (haşa) "tanrının oğlu" dediniz. Biz Mesih'i, mübarek annesini, Yahya'yı ve Zekeriya'yı anladık ve onlara iman ettik, ardından gelen Alemlerin Efendisi farklı birşey söylemedi ama inadınız yüzünden ahireti kaybediyorsunuz.

    Öte yandan Yahudiler bazı noktalarda doğru söylüyorlar: yunancadaki genç kız kelimesinin latinceye bakire olarak çevrilmesi gibi.. ya bu incili niye asli dilinden okumuyor da latince okuyorsunuz hep, kelime hataları yapmışsınız (yani atalarınız yapmış) Mesela, insan Allah'ın tapınağıdır cümlesinden ters anlamlar çıkarabiliyorsunuz... Cami Allah'ın tapınağı değildir örneğin, insanın tapınağıdır.. insan içindir, Allah adına yapılır yani Allah'ın evidir. İnsan oraya girer Allah'a tapar. Kur'an'da Allah der ki "Hiçbir yere sığmam, MÜMİN kulumun kalbine sığarım" her müslümana mümin denmez, zira herkes olamamıştır henüz. Şimdi burdan Allah yumruk kadardır anlamı çıkıyor mu? kalp yumruk kadar ya... Eğer aklımız sakat değilse çıkmaz. Ama ben bunu dil üstü dile çevirsem en sonunda bu bardakta birkaç damla kaybolacaktır. Asıl mabed olan, kutsal olan insanın kalbidir, yani insandır. Bu yüzden Mevlana'nın yaptığı gibi, biz kendimizi de tavaf ederiz. Bir kalbi kırmanın Kabe'yi 70 kere kırmasından daha büyük günahı vardır. Tıpkı Yahudilerin de inanmayarak söyledikleri gibi "bir insanı öldüren insanlığı öldürmüş gibidir". Onlar cinayetten siz ise işkenceden vazgeçemezsiniz. 

    400 incili yaktınız bi kaçını seçtiniz buna da din dediniz. İnat etmeyin gelin kurtuluşa erin. Ben sıradan genç bir sanayiciyim, din eğitimi almadım ve bu mesleğim değil ama İslama ve peygamberine attığınız her iftiraya karşı koyabilirim. Bir çok katolik, gelip kardeşimiz oldu, okudular ve anladılar. "Semi'na va ata'na" işittik ve iman ettik dediler. Gelin siz de deyin, bu bizim için değil sizin için hayırlıdır. Cennette de herkese yer var, cehennemde de.

    Kur'an'da Tevbe Suresi'ni okuyun. Rahman Suresi'ni okuyun. Ben de zamanında incili tevratı tekvini talmudu okudum papazlarla bile istişare ettim, yaşım genç hala da devam ediyorum. Siz de Hıristiyanlığı değil, İslam'ı değil, gerçeği arayın..

    İnşallah bulursunuz fazla zamanınız kalmadı.

    Boşuna mesihdi mehdiydi, bişeyler bekleyerek zamanınızı harcamayın. en geç 60 sene sonra öleceksiniz. Siz öldükten sonra gelenin sizin imanınıza bir faydası yok. Şeytan Allah'a secde etmediği için lanetlendi. Allah aşkına siz ne zaman secde ettiniz? biz günde 5 seans secde ediyoruz, jimnastik yapmıyoruz. Hz Adem'den beri var olan ibadeti nasıl da kaldırdınız, sizin için din yalnızca kalpde hapis oldu, onu da tam yapamadınız. Dini yaşamazsınız, ibadet etmezsiniz, sadece başınız sıkışınca dua eder, incik boncuk istersiniz. İyi, yapın da, ne zaman kulluk yapacaksınız, Ebedi Krallığa hangi yüzle gideceksiniz? Şeytan bize secde etmediği için şeytan oldu ve şimdi siz Alemlerin Rabbine secde etmiyorsunuz. Unutmayın, Allah'ın sizin secdenize ihtiyacı yok, ve asi olmanın getireceklerine hazırlıklı olun.

    Kuran matematiktir dedim. Allah'ın son peygambere mucizesi Kuran'dır. inceleyin. Hadi anlamına bakmıyorsunuz, her kelime sayısına bakın, hiçbir kelimesi gereksiz herhangi bir harf fazla yahut eksik değildir. Yahu bunu gözünüz görüyor niye anlamak istemiyorsunuz. En muhteşem bilgisayarınızla bile böyle geometrik bir kitap yazamazsınız. Kör müsünüz. Bunlar tesadüf mü. O gözleriniz ne zaman açılacak? Madem Kur'an'a inanmıyorsunuz, haberiniz olsun, Allah size meydan okuyor, haydi benzerini yapın, ama yapamazsınız diyor!

    Yine kurandan iki farklı ayet ile bitiriyorum:

    "Allah insanları bir oyun ve bir eğlence olsun diye yaratmadı",

    "Allah indinde din İslam'dır"

    ****************************

    Sevgili arkadaşlar, şimdi de sizlere bir diyaloğu sunmak istiyorum. Müslüman olmayan bir ülkede biri Müslüman biri Hıristiyan 2 siyaset bilimi öğrencisi sohbet etmektedir, konu İslam dünyasının çaresizliğidir:

    -         İslam dünyası hakkında ne biliyorsun ki bu kadar sert konuşuyorsun?

    -         Fazla bir şey bilmeme gerek yok, buna değecek bir bilgi olduğunu da sanmıyorum.

    -         O halde hüküm vermen de sağlıksız olur.

    -         Ben konjonktüre bakarak konuşuyorum, bugün dünyanın en ileri ve müreffeh memleketleri hep Hıristiyan ülkelerdir sonuçta.

    -         Yani sence ileri ve müreffeh olmak mıdır haklı ve doğru olmak?

    -         Ya nedir? Din seni geri bırakıyorsa hak değildir bence.

    -         O zaman yanlış tabir kullanıyorsun ve kendinle çelişiyorsun.

    -         Ne gibi?

    -         Bugün ileri ve müreffeh olanlar Hıristiyan ülkelerdir tanımın yanlış. Biz Müslüman olduğumuz için geriysek, bu siz Hıristiyan olduğunuz için ilerisiniz anlamını taşımaz ki. Sizin en Hıristiyan olduğunuz döneme siz ortaçağ diyorsunuz, bu aynı zamanda bizim en doğru Müslüman olduğumuz döneme tekabül ediyor ve o zamanlar hristiyanlık dünyası şu anın Müslüman dünyasından daha bir sefil durumda iken Müslümanlar zekat verecek fakir bulamıyorlardı ülkelerinde. İlim ve fende medeniyetin en büyük ve zengin atölyelerine sahiptiler. Bunu nasıl açıklıyorsun?

    -         O skolastik dönem Hıristiyanlığın istismar edildiği dönemdi.

    -         Şu an da pek Hıristiyan olduğunuz söylenemez aslında.

    -         Doğru ama zaten seküler bir anlayış sayesinde bu medeniyete kavuştuk biz.

    -         Bak dostum, sizin seküler anlayışa muhtaç kalmanız dininiz ve kiliseniz yüzündendir, Müslümanları Hıristiyan gibi düşünemezsin. Eğer sen bir toplumu ahlaktan yoksun bırakır ve otoriter bir tiranın eline teslim edersen, şüphesiz ki o toplum ahlaken daha gelişmiş bir toplumu zarara uğratacaktır. Zira silahları farklıdır. Biri kendini korumak adına ölçü ve merhametle karşı koyarken, öbürünün başarıya giden yolda her girişimi ve ahlaksızlığı mübah görmesi tabi ki bir dengesizliktir. Ahlaklıyı kandırmak kolaydır. Bana sakın kurduğunuz medeniyetin sebebini dininiz olarak gösterme, bu seni yanıltır, zira sizin asıl dininiz kapitalizm ve dolayısıyla materyalizmdir.

    -         Bu hakarete varıyor.

    -         Bu reeldir, sana hemen ispatlayayım: bana öyle bir Müslüman ülke göster ki, ben sana onun Hıristiyan eşkıyalardan yakasını kurtarıp bağımsız olduğunu söyleyemeyeyim.

    -         Anladık sömürgeleri kastediyorsun, ama Türkiye sömürge olmadı mesela.

    -         Olmadı da, 7 düvel üzerindeydi, hala da kalkmış sayılmazlar, savaşarak yendikleri süper Hıristiyan güçlere politik olarak yenildiler. Ülkede yıllarca demokratik hükümet kuramadılar, ikinci dünya savaşının ardından soğuk savaşta Avrupa ve önasyada Sovyetlere komşu olup da komünist olmayan tek ülke olmanın acısı fena çıkarıldı. Amerikan yanlısı kukla hükümetler, ülkeyi bir türlü atağa kaldıramadı. Devamlı bir politik huzursuzlukla soğuk savaşın en sıcak cephesi oldu. Ve sonucunda kaçınılmaz olarak ihtilaller ve iç savaşlar yaşadı. Bu konumdaki bir ülkenin yaşadığı şartlar göz önüne alınırsa Türkiye ayakta kalmayı başarmasıyla zaten muvafık bir ülke olmuş diyebiliriz.

    -         Peki Müslüman ülkelerin fakirliği haricinde pislikleri de bizim suçumuz mu?

    -         Bak! Sen yıllarca bu ülkeleri sömürmüşsün. Medeniyet olarak ayakta kalmanın nedeni orada akıttığın kanlar, kölelerin ve onların ölümüne çalışarak sana bakmaları, bunun sonucunda doğal olarak güçlü bir ekonomin var. Ve paranı kullanarak insan satın almaya devam ediyorsun ve satın aldıklarınla o ülkeleri yönetiyorsun. Bugün hangi Müslüman ülkede demokrasi var söyler misin?

    -         Tamam işte daha demokrasiniz yok!

    -         İyi de olmaması zaten sizin işinize geliyor, bir Ruanda’nın ve Cezayir’in demokratik olmaması adına (ki Raunda Müslüman da değil) Fransa’nın kaç milyon insan öldürdüğünün farkında mısın? Bir Suriye ve Irak örneği karşımızda, Suriye de Hafız Esat diktatörlüğüne karşı yapılan ayaklanma yine Fransa’nın desteğiyle ve silahlarıyla bastırılmadı mı? Ya Saddam’a aktarılan milyonlarca dolarlık silahlar, İran’a karşı Irak’ın silah deposu haline getirilmesi. İngilizlerin diğer arap ülkelerindeki diktatörlere yardımları, bunlar hep demokrasiyi yok etmek ve daha çok sömürmek adına yapılmıyor mu?

    -         İyi de, sebep?

    -         Bak arkadaş, monarşiler asker yetiştirirdi, cumhuriyetler bürokrat yetiştirdi, demokrasiler ise bilim adamı yetiştirir. Sen bugün cahil Müslüman ülkelerine demokrasi versen tutar bunlar ülkelerinin gençlerini uyuşturucudan, sefahatten, tembellikten kurtarır, onlara eğitim verir. Müslüman gibi yetiştirir, sonra ne anarşi kalır ne iç savaş, fakirlikle mücadele edilir, kültürlenme sağlanır ve sonucunda aydınlık gelir.

    -         Ne güzel!

    -         Sen ne yiyeceksin?

    -         Nasıl?

    -         Müslümanlar ortaçağın o ihtişamlı günlerine döndüklerinde, kendileri üretip kendileri yemeye başladığında, senin artık değeri kalmamış banknotların ve ihtiyar nüfusunla, üretim yapmadan kağıttan para kazanma sistemine sahip ekonominle, söylesene ne yiyeceksin…? Aç kalırsın aç!

    -         ..!

    -         Hiç boşuna Müslüman dünyasına çamur atıp eleştirme, Müslümanların bu uyuşuk ve sefil halleri sizin işinize geliyor. Dininden habersiz kendilerine Müslüman diyen bir takım cahil halkların yaşadığı bu ülkelerde İslam adına yaşanan hiçbir şey yok aslında. Zira İslam sırf ibadet değildir, bir yaşam biçimidir. Sadece ibadet ederken Müslümanlığını hatırlayıp, çalışırken, eğlenirken, dinlenirken, hasılı yaşarken Müslümanlığını unutursa şu ayeti kerimeyi hatırlatırım o sözde Müslüman’a “Allah fasık olan bir kavme hidayet vermez”

    -         Yani bu pisliğin sorumlusu Müslümanlar işte, ben de onu diyorum.

    -         Hayır, yok öyle yağma… Sen onu demiyorsun! Sen suçlu olarak İslam’ı görüyorsun. Dediğim gibi Müslümanların fakirliğinin sorumlusu gittikleri her kıtada kan döken ve engizisyonlar kuran Hıristiyanlardır. Fakat acizliklerinin sorumlusu ise kendileridir, Müslümanların İslam’dan uzak durmaları ve Müslümanlığı anlayamamalarıdır, eğitimsizliktir. Bütün bunlardan ayrı olarak Hıristiyanların zenginliğinin sebebi ise materyalizmleridir. Zira materyalist olmayan ve Hıristiyanlığı yaşamaya çalışan mesela Latin Amerika ülkeleri daha fakirdirler. Dini sadece popüler yaşamın bir rengi olarak gören ve hobi ya da rahatlama, günün stresinden uzaklaşma amacı olarak gören batı medeniyeti ise daha zengindir.

    -         Batı medeniyetinin Hıristiyan olmadıklarına katılmıyorum.

    -         Katılmayabilirsin. Ama şunu dinle: havariler zamanında Hıristiyanlar (ki biz onlara İseviler demeyi daha uygun buluyoruz zira Mümin olan Müslüman, Musevi ve İsevi aslında aynı dinin mensubudur) neyse, işte İsevi kardeşlerimiz o zamanlar ekmek ve su karşılığı para almayı haram olarak görmüşler “bu Rabbimizin bizlere ikramıdır nasıl para alırız, biz de ancak ikram ederiz demişler”. Çeşitli kollarda çalışan diğer esnaf ve zanaatkarlar bile bazı komünlerde karşılıklı olarak çalışmışlar herkes vazifesini yapmış para almayı reddetmiş ama ihtiyacını da karşılamış. Bu müminler çalışmayı ve kardeşlerine bakmayı da bir ibadet şeklinde benimsemişler. İşte bu İseviler ile aranızda oldukça büyük fark var, tıpkı bizim de sahabeyle aramızda olan fark gibi. Sorun şurda, sizin medeniyetiniz dünya hayatından Hıristiyanlığı alıp yerine materyalizmi ve kapitalizmi koydu. Peki bizim medeniyetimiz ne yaptı? Ne Müslüman olmayı becerebildi ne kapitalist, ne doğulu olabildi ne batılı, şalvar üstü fötr şapkalı viskili lahmacunlu garip bir medeniyet kurdular. Kimi ülkelerde adına laiklik dediler kimi ülkelerde reform yanlısı, sonuçta hiçbirşey olamadan sadece cahil ve geri kaldılar. Taklit etmeyi bile beceremediler, ne onurları kaldı ne de paraları.

    -         Katı bir özeleştiri oldu bu.

    -         Katı olmasını isteseydim şöyle derdim: Ne namusları kaldı, ne de fahişe olabildiler.  

    Evet, arkadaşlar. İşte görüldüğü üzere Müslümanlığı bilmeyen Hıristiyanlar bu tip kalıplarla İslam'ın üzerine gelmektedirler. Doğru noktalar gösterildiğinde ise düşünmeye başlamaktadırlar, bu düşünme sonucu her yıl 1 milyondan fazla Hıristiyan'ın Müslüman olduğunu unutmayın. Materyalizm ve Kapitalizmi haçlarla süsleyip yanına çeşitli putlarla servis ettiklerine dikkat edin. İşte Papaları bu yüzden sinirli, işte Hıristiyanlar bu yüzden dindarlığı sadece pop kültürün bir rengi olarak görüyor ve İslam'ı anlayamıyorlar.

    Onlara İslam'ı ve müslümanlığı tavsiye ediyoruz. Ama önce SİZ, gerçekten Müslüman olmaya ne dersiniz?

     

     

    Sunusi F. ONAY

    sunusy@hotmail.com 

     

    Comments (4)

    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

    To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


    Don't have a Windows Live ID? Sign up

    30 Oct.
    24 Oct.
    No namewrote:
    To the global wow gold the cheapest wow power leveling under the cheapest single-site! -70914025813836
    14 Sept.
    No namewrote:
    Welcome to enter (wow gold) and (wow power leveling) trading site, (wow gold) are cheap, (wow power leveling) credibility Very good! Quickly into the next single! Key words directly to the website click on transactions!
    16 Aug.

    Trackbacks

    The trackback URL for this entry is:
    http://sunusy.spaces.live.com/blog/cns!41C3FF5B82A294FD!845.trak
    Weblogs that reference this entry
    • None