Sunusi Fazil's profileS:N:S:Y // CİDDİYET günl...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
February 08 Dinler Arası Diyalog - Acaba Saçmalık mı?Fethullah Gülen Misyonu ve Dinler Arası Diyalog
Bugüne kadar sayfamda genelde bulunduğumuz topluma karşı özeleştiri niteleğinde yazılar yazdım. Kabahati genelde toplum olarak kendi üzerimize aldım, zira şeytan şeytanlık yapmakla suçlanamaz. Çizdiğim mukaddesatçı ve "ölçülü milliyetçi" çizgimin gereğince, okuyanlar tarafından doğal olarak sınıflandırıldım. Fakat "mensubu edildiğim sınıftan" hiç memnun değilim, zira bu sınıfta saygı duyduğum hocalarım, fikir önderleri ve yoldaşlarım genelde dinler arası diyalog tezini saçma hatta islam'a ve milli değerlere karşı bir hareket olarak görüyorlar. Onların muhakkak kendilerine göre haklı gerekçeleri var. Fakat ben ise şiddetle tam aksi yönde, dinler arası diyoloğu destekliyorum.
"3 semavi din, 3 İbrahimi din ve 3 vahiy dini" adları altında 3 dinin mensublarının tek Allah'a iman etmeleri referans alınarak bir diyalog ortamı oluşturulmasının kesinlikle sonuna kadar taraftarıyım. Üstelik neyin ne olduğunu bilerek böyle düşünüyorum, yani benim de haklı gerekçelerim var:
Zira 3 din yoktur. "Allah indinde din Din-i İslam'dır" ayeti kerimesini hepiniz bilirsiniz. Dünyada tek din, tek vahiy dini, tek İbrahimi din vardır, o da İslam'dır. Gerisi yalandan ibarettir, din adına uydurulmuş ya da saptırılmıştır. Eğer böyle olduğuna inanmasak Müslüman olmazdık. İşte, ben buna rağmen bu diyaloğu destekliyorum!
Fikirlerine saygı duymadığınız insanlar, saygısızlık gördükleri zaman sizi dinlemek istemezler ve sizi terkederler. Fakat onları bir şekilde ikna edip karşınıza oturtabildiniz mi, artık gözü ve kulakları sizdedir. Karşınıza oturma amacı ne olursa olsun, konuştuğunuz zaman ister istemez sizi dinleyeceklerdir. Onların konuşmalarından ise korkmanıza gerek yok. Şu unutulmamalıdır ki, siz gerçeği konuşuyorsunuz ve yalnızca hakikatı söylüyorsunuz, onlar ise atalarının uydurduğu fikir ve kelimelerle konuşuyorlar. Eğer kendi dininizden şüpheniz yoksa diyaloğa da karşı çıkmanız saçmadır, anlamsızdır. Kendi laflarınızı sadece kendiniz dinlemeniz kimseye birşey kazandırmaz. Tebliğ de, İslamın cihad gibi unutulmuş şartlarından biridir. Tebliğ yapmayanın, yapana karşı olmasını sadece hasetlik olarak görüyorum. Ve bana göre "Diyalog" bir tebliğ ortamı oluşturmaktan başka bir şey değildir.
Diyaloğa karşı çıkış bence İslami değildir. Peygamberin, Medine yahudileriyle yaptığı anlaşmayı hatırlayın, faaliyetleri serbest bırakılan Mısırlı misyonerleri hatırlayın. Evet, belki de Rasulullah'ın müşriklerle Hudeybiye anlaşmasını imzalaması gibi, bizim de gücümüzü kazanana kadar kardeşlerimizi bir süre daha zinciler içerisinde bırakmamız gerekebilir. Bu hiçbirşey yapmayıp zincire mahkum olmaktan evladır. Anlaşma metninden itiraz üzere silinerek çıkarılan "Muhammed Rasulullah" yazısını hatırlayın. Hani Hz. Ali edebinden silememişti de Peygamber "o kelimeleri bana göster de sileyim" buyurmuştu. Şartların Müslümanları taviz verecek durumda bırakmaları normaldir, imtihandır. Bunu bu duruma düşerken düşünecektik. Şimdi atacağımız her geri adım "ileriye doğru atılacak yüz adım aşkına" olmalıdır.
Bu diyalogda taviz verilmesinin, Hz. İsa'ya iftira atanlarla saygı içerisinde aynı sofrada oturulmasının sebebi, onları aşkla ve şevkle sevmemizden değil, derdimizi anlatabilecek ve tebliğ yapabilecek ortamı sağlama imkanını ortaya çıkarabilmektir.
Siz içerde başörtüsü, türban, laiklik, demokrasi tartışmaları yaparken, Fethullah Gülen Hocaefendinin dünya çapında 1000 okul projesi ile İslam dini ve Türk kültürü tamamen siyasetten uzak bir biçimde yayılıyor, genişliyor. Yarın bu okulların öğrencileri dünyayı yönetmeye başlayacaklar ve o içi boş mason masallarını millete korku salmak için yazıp yayanlar hayrete düşecekler. Bir elli sene sonra inanmışlar dışında mesuliyet sahibi genç bulamayacaksınız, zira diğerleri şehvet, alkol ve uyuşturucunun batağında kıvranıyor olacaklar. Her türlü ahlaksızlık ve hayasızlıktan uzak bu gençler hem İslamın hem de insanlığın yüz akı olacaklar.
Diyaloğa gelince, bırakın onu da her sene 1 milyon dindaşını İslam'a kaptıran hıristiyanlık dünyası düşünsün. Siz kendi bindiğiniz dalı kesmeyin.
Hatta bu konuda misyonerliğe bile sıcak bakıyorum ve yasaklanmasına karşıyım. Rabbini ve dinini tanımayan müslümanın bu konuya ilgi duyarak hıristiyan olmasında bir sakınca görmüyorum. Zira bu konuya ilgi duyan kişi eğer ilgisini muhafaza edebilirse er geç doğru yolu bulur. Noelde şampanya patlatan ve bize yobaz diyen cahil müslümanın zaten bu kafayla bizim safımızda işi yok. Nicelik değil nitelik önemlidir. Bir hıristiyan her zaman bir ateistten ve "dinini bilmediği için dinsiz olduğundan haberi olmayan kimseden" evladır. Bugün içimizde kendini müslüman zanneden bir çok dinsiz bulunmakta, bu tamamen cahillikten kaynaklanıyor, eğer siz bu kişileri İslam ile doyurmazsanız onlar da açlıklarını başka bir din ile gidermeye çalışacaklardır. Hem (sözde milli eğitim politikalarıyla) Kur'an eğitimini yasaklayıp hem de misyonerliğe kızmak akıl alır iş değil. Eğer bu politikalarla ulaşılmak istenen agnostik bir toplumsa, bunu çok güzel başardığı kesin.
Unutmayın ki, "İslam" tek doğrudur. "Hak geldi ve batıl zail oldu, batıl her zaman zail olucudur" ayetine iman ediyorsanız, yani kendi dininizden şüpheniz yoksa, diyaloğa da karşı çıkmazsınız.
Bunu keşke aramızdaki bazı düşünme özürlüler idrak edebilseydi de böyle açıkça söylemeseydik, maalesef "Harp hiledir" hadisini hep hatırlatmamız gerekiyor, o zaman da çabalarımız sekteye uğruyor. Keşke insanlar konuşmadan önce düşünseler, fikir sahibi olmadan önce bilgi sahibi olabilseler.
Durumumuzu hep şöyle gördüm:
"Cılız düşman güçlenmek için cepheden kaçarken, galip komutan düşmanı kovalayıp yok edebilmek için kendi askerini ikna etmeye çalışıyor".
Bu tartışmalar bize sadece vakit kaybettiriyor.
Sunusi F. ONAY
TrackbacksThe trackback URL for this entry is: http://sunusy.spaces.live.com/blog/cns!41C3FF5B82A294FD!869.trak Weblogs that reference this entry
|
|
|