Sunusi Fazil's profileS:N:S:Y // CİDDİYET günl...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
08 March Kadınlar Günü Anısına... Arkadaşlarımızı Rezil Edelim - ÖzelKadın-Erkek Eşit Değildir, peki denk midir?
Dünya kadınlar günü hatırına yazayım dedim, ama kadınları övecek ya da yüceltecek değilim. Realiteden bahsedeceğiz ve bunu eğilip bükülerek kırılmadan yapmamız mümkün değil. Zira her iki cinsin de bir takım zaafları ve avantajları mevcut.
Yazımızın bu kısmını söylenemeyen gerçekler oluşturuyor. Şimdi çok sevdiğimiz ve onlarsız bir hayat düşünemeyeceğimiz kadınlarımızı yerin dibine sokup sokup çıkaralım:
En çok duyduğumuz bilimsel realite Kadınların Erkeklerden daha aptal oluşudur. Beyin kıvrımlarının daha az oluşu ve mantığını gerektiği gibi kullanamama sıkıntısı kadını erkekten daha aptal yapar. Bunu bu şekilde söylerseniz kıyamet kopar, erkekler daha zekidir de diyemezsiniz. O zaman ne yapmanız lazım? Hemen bir duygusal zeka icat edin ve diyin ki: Erkeklerin IQ'su daha yüksek olabilir ama kadında da duygusal zeka daha fazladır (EQ)". Güzel.. Peki ne işe yarar? yumurtayı daha hızlı kırmasına mı? Yoksa kredi kartını daha becerikli kullanmasına mı?
Duygusal açıdan da erkekler daha verimli ve hisli oldukları halde sırf kadınlar daha naif diye uydurulmuş bir şehir efsanesidir bu. Söyleyin bakalım en sevdiğiniz şairler, ressamlar, heykeltraşlar, bestekarlar, yazarlar genelde erkek mi kadın mı? Bilim insanlarından, doktorlardan falan bahsetmiyorum bile
Zeka erkekte, duygu erkekte, güç tartışmasız erkekte, peki güzellik? o kimde? Maalesef o da erkekte. Eski uygarlıklara bir bakın, tanrıça heykelleri dışında kadın figürü göremezsiniz.. Roma'da, antik yunanda caddelerde ve sokaklarda hep kaslı fit genç erkek vücudları kullanılır. Estetik olarak kadında 3 yuvarlak bölge dışında bir şey yoktur, erkekte ise sadece bir kolda bile 3 bölge sayılır estetik olan.
Kadınların tek avantajları erkeklerin cinselliğe olan zaaflarının inanılmaz büyük oluşudur.
Ağzında diş kalmamış 90 yaşında ihtiyar bir erkek bile cilveli bir kadının yanında eski kurtluk günlerini hatırlar, sanki bir şey yapabilecekmiş gibi heyecanlanır ve kur yapmaya kalkışır.
Bu yüzden bir evliyanın şu sözleri hiç aklımdan çıkmaz. "Evde baş erkek midir, kadın mıdır?" diye sormuşlar, evliya demiş ki: "Baş şüphesiz erkektir. Ama kadın boyundur, boyun ne tarafa çevirirse baş oraya bakar"
İşte erkekleri böylesine aciz duruma düşüren şey duygularıdır, şimdi siz kadınlar daha duygulu diyebilir misiniz?
Merhamet hikayesi var bir de? Neymiş kadınlar daha ince, nazik ve merhametliymiş. O da külliyen yalan. Bir kere ağda yapan bir yaratık nasıl daha ince ve nazik olabiliyor. Bütün yüzünü gözünü boyamadan dışarı çıkamayan, saçlarına garip şekiller veren, soğukta incecik çorapla dolaşabilen, üstelik dolaşırken ayağı garip ve rahatsız bir pozisyonda olan.. (topuklu ayakkabı, çiftleşme mesajı veren bir kısraktan esinlenerek icat edilmiş, biliyor muydunuz? Yani manası "hazırım" demek).
Şimdi bütün bunları yapan kişi aptal olmasın da ne olsun? Zira bu kadar acıya erkekler için katlanıyorlar ve iddia ederim ki bir erkek bu acıların 10da birine bile dayanamaz. (hele doğum sancılarını ve acısını hiç saymıyorum bile)
Kadın kendine olan öz güvenini, saygısını arttırmak ve kendini daha mutlu hissetmek için orasını burasını boyuyormuş. Bence güven eksikliğinin en büyük işaretidir bu. Bir nevi kabuldür. Kadın beğenilmek ve sevilmek ister, en nefret ettiği adama bile güzel gözükmek zorundadır ki, neler kaçırdığını bilmek adama ızdırap versin. (ya tırnaklarını bile uzatıp boyuyorlar.. iğrençliğe bak.. dişlerini niye boyamıyorlar acaba?)
Merhamet konusunda ise çok kısıtlılardır. O kadar ki, sadece kendi yavrularına merhamet gösterirler ve biter.. Kadın, yaşı ve cinsi ne olursa olsun herkese düşmanlık yapabilir ve ceza verebilir. Bir erkek üvey evladına kötü davranıyorsa öz evladına da kötü davranıyordur, zira o kötü biridir. ama bir kadın üvey evladına kötü davranıyorsa genelde öz evladını kayırmak için bunu yapıyordur. Yaşlı kaynanasına zulmeden gelinleri de görmüşsünüzdür ama kaynanasıyla kavga eden erkek çok azdır. (eğer erkek yaşlı birini eziyorsa herkesi eziyordur). Oğlunun karısını ezen kaynanalara ne demeli? Böyle bir kayınpeder vakası neredeyse hiç yoktur. Bütün bunlar kadınların daha merhametsiz ve sinsi olduklarını ispatlıyor. Daha binlerce örnek var, zaten kendi bacaklarını yolan birinden her psikopatlık beklenir. Savaş meydanında da geçerlidir bu, tarihten biliyoruz, erkek öldürür, kadın ise cesede bile işkence yapar (öldürmekle yatışmaz)
Bütün bunlar adet gördükleri için de olabilir, kendi vücutlarıyla ve kanla erkeklerden daha erken ve güçlü bir biçimde tanışıyorlar sonuçta. Her ay önemli bir miktar kan kaybediyorlar, bu durum, beyine giden oksijeni de azaltıyordur ayrıca hormonlarının da büyük etkileri var. Sonuç olarak kadın çevresinden ziyade kendisiyle daha fazla uğraşan bir yaratık olur, erkek ise kendisini fazla takmaz. Eğer bu tip kadınsal haller erkeklerin başına gelseydi ne gibi bir faciayla karşılaşılırdı hayal bile edemiyorum.
Buraya kadar kadınları yerin dibine geçirdik, biraz da erkeklerin öküzlüklerinden bahsedelim.
Erkeğin en önemli zaafı cinsel dürtüleridir dedik, ikinci zaafı da kendini bir halt zannetmesidir. Allah erkek ve kadını eşit yaratmamış ama birbirine eş yaratmıştır. Demek ki doğal ve ilahi bir denklik söz konusudur. Kendini kadından üstün gören tabii ki ilahi nizamda kibir libasını giymiş olduğu için Yaratıcı tarafından cezalandırılır. Yani Kadına denklik bizzat Allah'ın kayırmasıyla verilir. Sahip olduğu zekayı kullanmasını bilen akıllı kadın, zeki erkekten daha avantajlıdır. Zira kadın hem kutsal emanettir hem de erkeğin bu dünyada en çok istediği şey kadındadır.
İşin dini boyutu vardır, ve inananlar için çok önemlidir. Kadın hizmetçi değildir, yalnızca kendinden sorumludur, erkek ise beraber olduğu kadın erkek bütün bireylerden sorumludur.
AİLE HAYATI
Erkek, ailenin reisidir.. Töre ve din böyle buyurmuş; her ne kadar buna karşı olsanız da bu ancak sizi teselli eder, zira realite, erkeğin reisliği yönündedir, istediğiniz kadar kanun çıkarın, eşittir diyin, farketmez, yerleşik kalıbı ve tabuyu toplumdan kolay kaldıramazsınız. En medeni toplumlarda bile erkek eşini döver ya da hakaret eder. Bu bir eğitim meselesi değildir, bu bir ahlak, insaf ve vicdan meselesidir. İngiltere, Fransa ve Almanya'da eşlerini döven erkekler Afrika ortalamasının kat kat üzerindedir.
Bir reis olarak erkek, evinin huzurunu emniyetini ve geçimini sağlamak zorundadır. Evin emniyetini ve geçimini herkes sağlıyor ama huzuru sağlamak o kadar da kolay değil. Düşünün, korkunun olduğu yerde huzurdan bahsetmemiz mümkün mü? Huzurun olmadığı yerde sağlıklı bir psikolojiden bahsetmek de mümkün değil. Eğer kadında erkeğine karşı bir korku varsa, saygısı ve sadakati de kesinlikle sahte demektir. Zira saygı sadece sevgi ile edinilebilir. Evde terör estirmenin bir getirisi vardır ve onu ölmeden elde edersiniz ama bu sizi gerçekten hiç mutlu etmeyecektir.
Her yanlışta hanımını suçlayan ve cezalandıran erkeğin nasıl bir zaafiyet içerisinde olduğu malum, kadınlar erkeklere şekil verilsinler diye verilmediler, zira kadınlar oyun hamuru değildirler. Sürekli hanımına bağırıp çağıran adam ya hanımını tanımıyordur, ya da kördür. Kendi hatalarının zerresinden bile haberi yoktur. En büyük günah olan kibir gözlerini kör etmiştir, kendini bir "şey" zannetmektedir.
Hanımına hakaret eden adama ise diyecek birşey yok. Sana emanet edilen birine nasıl ve ne hakla hakaret edebilirsin! İnsan insana neden hakaret eder? Muhakkak bir düşüncesizlik yüzünden, peki düşünemeyen birine hakaret etmek nasıl bir düşüncesizliktir? Bu, bir maraton koşan tek bacaklı atlete kızmak gibidir, ya onu maratona sokmayacaksın, ya da çabasından ötürü takdir edip motive edeceksin. İşte bu yüzden evlilik sabır işidir diyoruz. Ya sabredeceksin, ya da evlenmeyeceksin. Bu nedenle insanın kendini tanıyamadan evlenmesi pek olumlu olmuyor. Özellikle küçük dağları ben yarattım diyenlerin kendilerini terbiye etmeden asla evlenmemeleri gerekir. tabi onlarla evlenen bayanların akılsızlıkları mazur görülecek!
Aynı olay aksi ile de mevcut. Erkeğini anlamayan ve anlamaya çalışmadan hüküm veren kadınlar yok mu? İnatla hata yapan ve özür dilemekten yahut anlaşmaktan aciz kapris makinelerinden söz ediyorum. Kendini anlatamayan ve başkasını da anlamak istemeyen insanlar acıklı bir sonla aile hayatına veda ederler. Ortada kalan çocuklar da faturayı öder ve hesap bu dünyada kapanır. Kadın fazla hesapçı değildir aslında. Dedik ya, kendisi ile fazla alakalıdır. Rahat yaşamı garanti altında olursa yapamayacağı evlilik yoktur. Siz para için yaşlı kadınlarla evlenen erkekleri pek sık göremezsiniz ama tam tersi çevrenizde muhakkak vardır. Hatta evlenecek kadına ilk soru budur: "Adam zengin miymiş?"
Erkek de duyguları ile hareket eder, tek fark, erkek bu duyguları mantık olarak adlandırır. Erkeğe göre güzel güzeldir, çirkin de çirkin, bu herkes tarafından biliniyorsa ifşa etmekte de hiçbir beis yoktur (mantığa bak), bu yüzden kocalar karılarını inanılmaz şekillerde rencide ederler. Aynı şey kendilerine yapılacak olsa tekme tokat girişiler belki, en azından galiz küfürlerle hakaret ederler, ama kendileri yaparlarsa sorun yoktur. İnsanın en sinirlendiği şey, kendi yaptıklarını başkalarında görmekmiş. Rencide edilmiş, kendine saygısı kaybolmuş ve kişiliği tehlikede olan bir bayan hiçbir erkeğin hoşuna gitmez, rencide edenin de.
Bu yüzden bayanlara tavsiyem, size hakaret edene misliyle karşılık verin. Hem medeni hem de ilahi kanun buna izin veriyor. Kendinizi ezdirmeyin, Allah'ın bahşettiği şahsiyetinizi koruyun. Size yapılan saygısızlık Allah'a yapılmış demektir, kimin emaneti olduğunuzu unutmayın. Düşüncesiz kocalarınıza akıl vermeniz kolay olmayacaktır, en fazla dua edebilirsiniz, ama hiç değilse verilen cezalara razı olmayın. Siz bir zamanlar bir babanın nazlı kızı, birilerinin cici kardeşi ve şimdi bir adamın kabul edilmiş karısısınız ona göre davranın, haklarınızı koruyun ve tekrar söylüyorum kendinizi asla ezdirmeyin.
Erkeklere tavsiyem, önce Allah'tan korkun, sonra insaflı ve ölçülü olun, anlayışlı olun, komplekslerinizin esiri olmayın, karılarınızın sizden daha becerikli ya da zeki olduğu durumlarda bunu olgunlukla kabul edin ve gurur duyun. Doğrularınızdan asla taviz vermeyin ama karşı tarafın doğrularını da layıkıyla anlamaya çalışın, Zira aslında "o" karşı taraf değil, siz aynı taraftasınız. Akıl akıldan üstündür, kibiri bir tarafa bırakın ama saygıyı elden bırakmayın ve eğer saygının kalmadığını düşünüyorsanız gidin karınızı rahat edeceği başka bir adamla evlendirin ama asla eziyet eden bir zalim olmayın ki size de eziyet edilmesin. Ve herşeyden önce destek almaktan çekinmeyin. Bir evlilik sevgisiz bile yürüyebilir ama saygısız yürüyemez, bunu aklınızdan çıkarmayın.
Bütün bu anlattıklarım önemli bir eğitimi almamış olanlar için pek geçerli değil. Bahsettiğim eğitimi almamış olanlarla da bu yazının çoğunda aynı fikirde değilizdir zaten. Yalnız bayanlara ufak bir ipucu daha vereyim, farklı sesleri duymak önemlidir siz böyle düşünmüyor olsanız bile kulak verin:
Eğer kocanız alkol kullanıyorsa (ve siz de), sizin herkesin ortasında mayo bikini ile denize girmenize müsade ediyorsa, giydiklerinize ve görüştüklerize karışmıyorsa, pek şikayet etmeye hakkınız yok aslında, zira yanlış bir evlilik yapmışsınız. Alkol kullananlar hem Allah'tan korkmazlar (korktuklarını söyleyen samimi değildir) hem de dürtülerine sahip olamazlar.
Size değer veren ise sizi kıskanır, başka erkeklerin gözlerini süslemenize izin vermez, kimsenin hayaline meze yapmaz. Ne iş icabı, ne bakkal çakkal, Allah'tan korkan ve size değer veren kişi elinden geldiğince hiçbir erkek ile muhattap olmanıza fırsat vermez, (izin vermez demiyorum, o fırsatların ortaya çıkmalarını önler diyorum). Evet maalesef bu böyledir. Şimdi dilediğiniz gibi yaşayın ama "ektiklerinizi biçmekten dolayı şikayet etme salaklığı"na düşmeyin. Yaşadıklarınız imtihanınızdır.
Yine hadisle bitiriyorum "Karısını kıskanmayan deyyustur"
Sunusi F. ONAY
TrackbacksThe trackback URL for this entry is: http://sunusy.spaces.live.com/blog/cns!41C3FF5B82A294FD!907.trak Weblogs that reference this entry
|
|
|